Sevginin Sihirli Gücü

Sevgidir bizim özümüz

Sabırdır, her daim sözümüz

Yar’ı arar, ufukta gözümüz

Vuslatla bayram eder gönlümüz

Sevgi, kimi zaman sözcük olur kalır dilde, kimi zaman duygu olur kaynar gönülde. Aşılmazları aşılır, geçilmezleri geçilir yapar; sevgiyle atan kalpte huzur ve mutluluk var. Öyle güçlü bir dua ki nice paslı kilitleri, nice katı kalpleri, nice açılmaz saray kapılarını açar. Hele de sineden çıkan karşılıksız sevgi gözlerle ifade edildi mi buzdağları erir, muhabbet saçar. Sevginin olduğu yer cennet, nice tohum yetişir; sevginin uğramadığı gönüller çorak toprak, ağaçlar devrilir. Sophokles’e göre de “Bu dünyanın yükünden ve acısından bizi kurtaran tek bir kelime ‘Sevgi’dir”.

Ve her zaman canlı sevgi, kıpır kıpır, kendini hissettirir. Canan Tan ise “Sevgiye tembellik yakışmaz, onu dolu dolu yaşamak için kararlı ve güçlü devinimler gereklidir.” demektedir. Bazen kaliteli vakit geçirmek, bazen de hizmet etmek, bazen bir hediye vermek, bazen de temas etmek, hepsinde var emek ve aslında “Seni seviyorum, sana değer veriyorum.” demek. Seven insan katlanır, sabır ve şükürle kanatlanır, karşılığında mükafat da katlanır. Ne güzel yazmış yazar: “Sevgin yetti, kesilse de aşım; ayrılık acısından doğrulmuyor başım; gözümü kaldırsam, senden başkasını göstermez kaşım; senin yanında nazlı bir kuşum, kemale erse de yaşım. Gözlerinde hapsolup, dudaklarında kurumaktır dileğim, seni çok ama çok seviyorum ve seveceğim, benim Sevgi Meleğim.”

Sevgi özelden genele yayılır: Benmerkezcidir insan, sever önce kendini; sonra çevreyi tanır da çeker aşk derdini ve nihayetinde bulur/bulmalı her şeyin Sahibini. Özünde sevgi olan her şey saf ve duru; sevgiden nasibini almayan ise kirli ve kuru. Sevginin de ruhu var, çekiyor kendine; şefkat yoksa sevgi dolmuyor kalpler, sevgisiz kalan kişi düşüyor “benlik” derdine. Çıkmak istiyorsa insan ben’den, benlikten, en azından SEN demeli; “hayatın gerçek tadını almak istiyorsa, istekli ve hazır olarak hayattan vazgeçebilmeli” (Seneca). Kalp ve ruh olmasa, beden benliğe bağımlıdır; Ovidius ekliyor, “Zihin için en iyi yardım, kalbi tuzağa düşüren bağların bir kerede koparılmasıdır.” Mutlu insan, hüzün ve kederi sevgiyle yoğurabilen kişidir; var olmak, yok olmayı göze alabilenlerin işidir. Mevlana der, “Sevgi yüzünden nâr, nur olur.” Deney yapılır: Sevgi sözcükleri söylenen çiçek yeşerir, ab-ı hayat bulur; nefret sözcükleri söylenen çiçek ise kurur. Farklı bir çalışma daha yapılır: 500 kişiyle yapılan çalışmada, aşıkken ayrılanların beyin filmleri çekilmiştir. Söz konusu kişilerin beynindeki fiziksel acı bölgesiyle aynı bölgenin uyarıldığı sonucuna ulaşılır. Böylece, fiziksel acıyla aşk acısının aynı ve gerçek olduğu bulunmuştur.

Sevgili kalpten destek, nefretli kalpten köstek doğar (Kemal Sayar). İnsan, gönlü sevgi dolu dost arar. Sevgi olmazsa paylaşmak neye yarar. Kin, nefret ve haset ruha verir zarar. Oysa bir tebessüm, nice bedeni kuşatır, sarar; bulaşıcıdır, pozitif enerji yayar. Dost huzur bulur, hâlden hâle akar; düşmanı gönül havuzu yakar. Gerçek dostluğun matematiksel tanımını yapmışlar: Sevincimizi artırır, geleceğimize katkıda bulunur. Yani sevinci çarpar, üzüntüyü böler, geçmişi çıkarır, yarını toplar; kalbimizin derinliklerindekini hesaplar ve bize yardımcı olur.

Sevgi hayatın kırılma noktası, insanlık bestesinin olmazsa olmaz notası, değmesin tenine ümitsizlik oltası, sevginin azlığında dolmakta sabır kotası. Canlar sıkkın, normal daralmak; dikkat, sinemizde yer bulmasın darılmak; sabır ipinden şükür ipine, Sabur isminden Şekûr ismine sarılmak. Der ki Mevlana, anlayamadığını düşünme; sonra o evhamdan bu vehme taşınma; yoksa cevapsız her soru kişide oluşturur aşınma, ümitsizlik dipsiz bir kuyu, düşerek yolunu şaşırma. Her şeyin ilacı sevgi ve muhabbet, sev ve sevil de yalnızlığı terk et: “Gerçekten sevilmek, anımsanmak, bir başkasıyla sonsuza dek birleşmek ölümsüz olmaktı ve varoluşun can evindeki yalnızlıktan korunmaktı.” der Yalom. 2006 yılında Virginia Üniversitesinde bir çalışma yapılır: Evliliğini iyi ve kötü diye tanımlayan bayanlardan iki grup oluşturularak deneye başlanır. İlk aşamada her iki grubun da ayak bileklerine elektrik şoku verilerek, beyin görüntüleri alınır. İkinci aşamada eşleri, bu bayanların ellerinden tutmakta ve aynı şiddette elektrik verilmektedir. Sonuçta, evliliğini “iyi” diye tanımlayanlarda beynin algıladığı şok etkisi azalırken, evliliğini “kötü” diye tanımlayanlarda bir değişiklik olmamıştır. Ne güzel ifade eder Mevlana: “Sevgi ile tortular durulur, arınır. Sevgiden dertler şifa bulur, sağlığa kavuşur.”

Duygusal sevgi ve mutluluk hesabı açmalı. Gönle herkes için bir sandalye koymalı. Affetmek de sevginin bir göstergesi, kanatlandırır; hem kendini hem de özür dileyeni rahatlatır, aynı zamanda sevgi hesabına yatırım yapmaktır. Atatürk’e göre mutluluk, ”İnsanoğullarının birbirine yaklaşması, insanların birbirini sevmesi, hepsinin temiz duygu ve düşüncelerini birleştirmesiyle olacaktır.”

Önemli olan sevgiyi nasıl artırabiliriz diye düşünmek. Bir tebessümle “seviyorum” diyebilmek. Olsa da mesafeler arada, kan toplansa da yarada, ruhu sevgi donatınca, güller açar karda. Sevmek sorumluluktur, beslemeli kalbi; sevgisizlik ortamının olmaz talibi. 

Hayat sevince güzel elbet, sevginin olmadığı yeri terk et.

 

Barış Yılmaz – Psikolojik Danışman
Share on facebook
Share on twitter
Share on telegram
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on email
Share on print